23 Aralık 2010 Perşembe

dostluk

Benim için dostluk ne midir? Bilmem, ona bu ismi ben koymadım. Dostluk düşünsün!
-
Aralık ayı ve hala güneşli mevsim. Utanmadan terledim bugün. Aralık ayında!
-
Bu yıla neden kızdım?
-
Bir sabahtı. Küçük bir şehir, ülkeler arası otobüs seferleri yapan. Bin dereden diğerine göç edecek birkaç insanı olan. Lodos vardı. Hani şu doğanın insanı orgazm edebildiği en iyi yol olan. Evden çıktım. Okula gidesim yoktu, gitmedim. Biz iskandinavyada bir cafelatte hayali kurardık, oysa elimizdeki ortalık bir kafeden ibaretti. Sonbahardı, hayat sara(ra)n. Sarının yönelme hali olan.
Telefonum çaldı, ve günlük birvaracakmış masalımıza başladık. İstanbul u masal edecektik. Ettik! Bizimle masal olan.
-
Bir şehrin ortasından bir boğaz geçer, bir dere, bir başka dere. Fark ettin mi?
-
Biz olmasaydık İstanbul masal olamazdı! Sonbaharda lodos esmez, İsviçre Alp Garı kalmazdı. Köpekler havlamaz, yağmur yağmazdı. Okullar açılmazdı, kalemler açılmazdı. Devrimler olmaz, pierloti çay demlemezdi, içemezdi. O şarkı çalamazdı. O şarkı diyorum dostluk! Sana diyorum dostluk! Doruklar sevdalanmazdı, asude yaşamazdı! Hele bir biz olmasaydık, ne ışıklar üflenir, ne şarap kaynardı! Hayaller bile sokaksız yaşta kalırdı!
Biz olmasaydık kalem oynamazdı!
Sen olmasaydın; “BİZ” olamazdı! Eş anlamlı insan! Hoş geldin hayatına, hoş geldin dünyana!
Neyse ki sen varsın! İyi ki anlamlısın!
kalemtraşveçöpü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder