20 Kasım 2010 Cumartesi

büyümenin yolu nereden geçer

Büyümek, bilmek ile olur. Bilmek, okumaktan geçer. En klişe deyimle çözüm okumak sanırım. Okumanın temelinde de bilgiye ulaşma isteği yatar: Hayatta kalmayı bilmek, bireyi mutlu etmeye yetecek hayat standardında yaşamayı bilmek, mesleğini bilmek, dünyada olup biteni bilmek, sosyal ihtiyaçları karşılayacak kadar insan ilişkilerini bilmek, kendini bilmek; bilinmek istenenlerin en önemlileri kabul edilmelidir. Bilinecek bu kadar şey var ve bu kısaltılmış liste, art arda yazılmasından çok daha karmaşık. Bu bilgilere vakıf olmak insanı mutlu etmeye yeter görüşündeyim ancak tamamını yeterli düzeyde bilmek imkânsıza yakın olsa gerek. Neyi bilmek gerektiğini bilmek çıkıyor bu noktada karşımıza. Bu bilgiyi elde etmek ise bitmek tükenmek bilmeyen bir açlık ve bu açlığı doyurmak için sonsuz bir azim gerektiriyor. Bilgiye açlık bu sorunun temel çözüm noktası bana göre.
Bu sorunu çözümleme gayretine girersek temel olarak iki unsurdan hareket etmeliyiz. Birincisi bilgiye ulaşma isteği, ikincisi ise bu isteği karşılamak için azim göstermek. Bilgiye ulaşma isteği, benim zihnimde, sahip olunan bilgiyi yeterli görmeme bir yerlerde daha fazlasının olduğunu kabul edip o bilgiyi de edinme isteği biçiminde karşılığını buluyor ( Bilgi anlamında sürekli bir tatminsizlik hali, bir diğer deyişle). İletişimin bu kadar hızlı olduğu ve bilginin çok çabuk eskidiği bu günün dünyasında söz edilen tatminsizlik hali çok daha önemli olmuştur. Çünkü tatminsizlik duygusunun eksikliği halinde öğrenme durur ve hızla eskimek durumunda olan biliyi göz önünde bulundurursak insan görece gerilemiş olur. Bilgiye ulaşma azmi ise yine o tatminsizlik halinden beslenerek, daha çok araştırma, daha çok okuma, kendini sürekli yenileme için bireye kendi içinden kaynaklanan bir itici güç sağlar.
Bilgiye ulaşma isteği ve azim unsurları bir arada kullanıldığında, bireyin zihinsel yetenekleriyle orantılı sonuç verse de farklı zihin yeteneklerine sahip olan bireylerin farklı beklentileri olacağından her birey için istenilen sonucu verecektir. Birey beklentileri ve sahip olduğu bilgi doğrultusunda büyüyecek ve hayatın herkes için temel amacı olan mutluluğa ulaşacaktır.

yarım kalmış yazılar

Yarım kalmış yazıların bitirildiği gün yakalayacağım seni hayat. Hani aklın sınırlarını zorlarcasına anlamsız, tutarsız akıp duruyorsun ya. İşte o gün geldiğinde, yarım kalan yazılara birer nokta yakıştırdığımda önüne set olacağım ve bir kez, yalnızca bir kez gözlerinin ta içine bakacağım öfkemi gör diye. Sonra sırtına bineceğim ve her nereye seğirtiyorsan azgın sel suları gibi, beni de sürüklemeni isteyeceğim senden. Dehşet verici olacak belki bu, hızından midem bulanacak. Kusacağım ta içine ama sırtından inmeyeceğim. Sen ki ne ağaçları köklerinden söküp attın, ne yuvalara balçık doldurdun… Belki ben de ortak olacağım senin suçlarına, seninle akıp giderken. Üzüleceğim bunun için. Başka şansım yok ama benim hayat. Bu benim seçimim olmayacak. O gün geldiğinde, yarım kalmış yazılara nokta yakıştırdığımda, gözlerinin ta içine bakacağım. O zaman beni anlayacaksın hayat. Öfkemi, masumiyetimi, suçluluğumu… Hepsini tek bir kelime etmeden, ışığın gözlerimiz arasındaki seyahati kadar bir sürede, tüm çarpıcılığıyla anlayacaksın. Susacaksın sonra.